spot_imgspot_img

Umre açıldı mı? Umre’ye gidişler açıldı mı, yasak var mı? Umre sezonu ne zaman?

Umre açıldı mı sorusunun cevabı dört gözle beklenen mevzular içinde içeriyor. Suudi Arabistan Sıhhat Bakanlığı mevzuya bağlı bir malumat yapmış oldu. Umre açıldı mı? Umre yapmak da farz olan bu Hac ibadetinin sünnet hükmündeki halidir. Umre ibadeti de aynı Hac benzer biçimde insanların günahların affedilmesi amacıyla büyük bir vesiledir. Müslümanlar arasındaki kardeşlik bağının güçlenmesini elde eden Umre ibadeti tüm yerküre Müslümanlarını aynı anda toplayan mukaddes bir vazifedir. Umre’ye gidişler açıldı mı, yasak var mı? Umre sezonu ne vakit?

Suudi Arabistan, pandemi önlemlerini kaldırıyor. Suudi Arabistan, vatan dışından gelen hacı başvuru yapan adayları ve umrecilere amacına yönelik PCR analizi, karantina ve aşı zorunluluğunu tümüyle kaldırıldığını duyurdu.

Bakanlık, aşı yaptırmamış hacı adaylarının ve ziyaretçilerin her türlü vize ile Suudi Arabistan’a girişlerine izin verileceğini aktardı. Daha ilkin içlerinde Türkiye’nin de bulunmuş olduğu 33 memleket amacıyla yasaklar uygulanmıştı.

Umre açıldı mı? Umre'ye gidişler açıldı mı, yasak var mı? Umre sezonu ne zaman?

Umrenin ziyaret şekli ise, hacca benzeyen. Ancak hac benzer biçimde Zilhicce ayında yapılması gerekmez. Umre yapmak İslam dinine nazaran sünnettir. Umre amacıyla belirlenmiş bir vakit yoktur. Arefe ve onu izleyen kurban bayramı günleri olmak suretiyle yılda beş günün haricinde kalan bütün vakit dilimlerinde devamlı umre yapılabilir.

Sözlükte “ziyaret, Kâbe ziyareti; bayındır” anlamlarına gelen umre fıkıhta ihrama girerek Kâbe’yi tavaf edip Safâ ile Merve içinde sa’y yapmayı tabir eder. İ’timâr “umreyi eda etmek”, mu’temir “umreyi eda eden kimse” anlamına gelir. Lüzum eda mekânı gerekse âdâb ve erkânı bakımından hac ve umrenin bir hayli ortak noktası vardır. Sadece hac hicrî takvimin belli ay ve günlerinde eda edilen, umrede yapılanların yanında Arafat ve Müzdelife vakfeleri, Mina’da geceleme, şeytan taşlama benzer biçimde ayrı fiilleri de içeren kapsamlı bir yakarma ve İslâm’ın temel koşullarından biri olması dolayısıyla hac ve umreyi birbirinden ayırmak amacıyla hacca “büyük hac” (el-haccü’l-ekber; bk. et-Tevbe 9/3), umreye “minik hac” (el-haccü’l-asgar; bk. İbn Hibbân, XIV, 504) denilir. Umre kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de tıpkı âyet arasında iki kere (el-Bakara 2/196), bir âyette de eylem şeklinde (el-Bakara 2/158) geçer. İlk dönemden başlayarak hadis ve fıkıh eserlerinde müstakil başlık aşşagıda yada hac kısmı arasında umreyle söylenti ve hükümlere mekan verilmiştir. Ek olarak bir hayli âlim hac ve umreye ilişkin müstakil eserler yazmış, bu mevzuda varlıklı bir literatür oluşmuştur.

Umre açıldı mı? Umre'ye gidişler açıldı mı, yasak var mı? Umre sezonu ne zaman?

Hanefîler’in çoğunluğuna ve Mâlikîler’e nazaran bireyin hayatında bir kere umre yapması müekked sünnettir. Kimi zaman Hanefîler’e nazaran ise umre vitir namazı ve kurban benzer biçimde vâciptir. Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde seçim edilen görüşe nazaran hayatta bir kere umre yapmak farzdır. Mekke halkının sürekli yapmış olduğu tavaf umrenin en mühim rüknü sayıldığından Hanbelîler’in bir bölümü onların umre yapmasını farz görmemiştir. Şâfiî ve Hanbelîler umrenin farziyeti konusunda, “Hac ve umreyi Tanrı amacıyla tamamlayınız” âyetindeki emri (el-Bakara 2/196) ve Hz. Âişe’nin, “Bayanlara cihad gerekir mi?” sorusuna Resûl-i Ekrem’in, “Evet, onlara arasında harp bulunmayan bir cihad gereklidir: Hac ve umre” şeklinde yanıt vermesini (İbn Mâce, “Menâsik”, 8) kanıt gösterirler. Anılan âyetteki emri, başlanan hac ve umrenin yarım bırakılmaması şeklinde yorumlayan Hanefîler ve Mâlikîler umrenin sünnet oluşuna Hz. Peygamber’in hadisini kanıt getirmişlerdir. Resûlullah umrenin vâcip olup olmadığı sorulduğunda, “Hayır, ancak umre yapmanız daha faziletlidir” karşılığını vermiş (Tirmizî, “?ac”, 88), ek olarak, “Hac cihad, umre ise tatavvudur” demiştir (İbn Mâce, “Menâsik”, 44). Mâlikîler’in çoğuna nazaran bir yılda birden çok umre yapılması mekruhtur; sadece yapılırsa sahih olur. Resûl-i Ekrem’in imkânı bulunmuş olduğu halde bir yılda iki umre yapmaması bu konuda kanıt gösterilmiştir. Öteki üç mezhebe nazaran ise bir yılda birden çok umre yapmak mekruh olmayıp bilakis umrenin sıklıkla yapılması müstehaptır. Nitekim, “Umre kendisinden evvelki umre ile arasındaki günahlara kefârettir” (Buhârî, “?Umre”, 1; Müslim, “?ac”, 437); “Ardarda hac ve umre yapın, şu sebeple bunlar fakirliği ve günahları giderir” (Tirmizî, “?ac”, 2); “Hac ve umre yapanlar Tanrı’ın misafiridirler, O’na yakarış ederlerse icâbet eder, O’ndan bağışlanma dilerlerse yardımlar” (İbn Mâce, “Menâsik”, 5) meâlindeki hadisler bunu teyit etmektedir.

Bireyin umre yapmakla yükümlü (farz, vâcip yada sünnet) olması amacıyla lüzumlu koşullar belli vakit haricinde hac amacıyla lüzumlu olan şartlarla aynıdır. Bunlar da beyin, müslüman olmak, bulûğ, özgürlük, maddî imkâna haiz mevcut olmamak, sıhhat ve yol güvenliğidir. Bayanlar amacıyla eşin yada mahrem akrabanın destek etmesi ve iddet halinde olunmaması da şarttır; sadece Şâfiîler’e nazaran korunaklı bir ortamda hanımefendiler topluluk halinde eş yada mahrem hısım olmadan da farz umreyi eda edebilir. Bir şahıs maddî imkâna haiz değilken umre yaparsa farzı yerine getirmiş sayılır. Bulûğ ve özgürlük koşulları bulunmadan meydana getirilen umre sahih olmakla beraber farz yerine geçmez; çocuğun bulûğdan, kölenin hürriyetine kavuşmasından sonrasında yeniden umre yapması gerekir. Beyin ve Müslümanlık koşulları bulunmadan meydana getirilen umre sahih değildir. Hanbelîler’e nazaran koşulları gerçekleştiği vakit umre derhal yapılmalıdır, Şâfiîler’e nazaran ise geciktirilmesi câizdir.

Umre açıldı mı? Umre'ye gidişler açıldı mı, yasak var mı? Umre sezonu ne zaman?

Umre tek başına yada hac ibadetiyle beraber eda edilebilir. Tek başına umre yapmak istendiğinde ihrama girerken ancak umreye istediği edilir. Hac ayları haricinde yada hacdan sonrasında meydana getirilen ya da hac aylarında yapılmakla beraber kendinden sonrasında hac yapılmayan umre bu bölüme dahildir. Hacla beraber eda edilen umreye ulaşınca bu da temettu’ ve kırân haccıyla birlikte olmak suretiyle iki türlüdür. İhrama girerken temettu’ haccına istediği edilmesi halinde ilkin umre yapmış olup ihramdan çıktıktan sonrasında Arafat’a çıkarken hac amacıyla yeniden ihrama girilir ve hac eda edilir. Kırân haccı amacıyla istediği edildiğinde ise ilkin umre yapılır ve ihramdan çıkmadan hac eda edilir; şu demek oluyor ki umre ve hac tıpkı ihram arasında yerine getirilir. Bu vaziyette ulemânın çoğunluğuna nazaran umre ve haccın fiilleri (menâsik) iç içe girer ve hac ile umre amacıyla bir tavaf ve bir sa’y kafi olur. Hanefîler’e nazaran ise umre ve hac amacıyla yalnız yalnız tavaf ve sa’y yapılması gerekir. Umre bu üç şekilden birine nazaran eda edilmiş olduğu takdirde lüzum farz lüzum vâcip lüzum sünnet diyenlerin büyük çoğunluğu bunu sahih ve kafi görmektedir. Bir söylentiye nazaran Ahmed b. Hanbel, kırân haccıyla meydana getirilen umrenin ve Mekke’ye fazlaca yakın olduğundan Hil bölgesi sınırından meydana getirilen umrenin farz umre yerine geçmeyeceğini belirtmiştir. Kırân haccında yapmış olduğu umreden sonrasında Hz. Peygamber’in Âişe’ye Deri’îm’den yeniden umre yaptırması buna kanıt gösterilmiştir. Hanbelîler’in çoğunluğuna nazaran ise, “Safâ ve Merve içinde yaptığın sa’y hem hac hem umre amacıyla yeterlidir” hadisi (Müslim, “?ac”, 133) ve Resûl-i Ekrem’in bu umreyi hususi mevzusu nedeniyle Hz. Âişe’nin gönlünü almak amacıyla yaptırdığını gösteren rivayetler (Müslim, “?ac”, 136) kanıt olup kırân haccında umreyle birlikte meydana getirilen hac iyi mi farz hac yerine geçiyorsa umre de tıpkı tarzda farz umre yerine geçer.

Hanefîler’e nazaran arefe günü ve kurban bayramının dört gününde umre yapmak tahrîmen mekruhtur. Bu mevzuda Hanefîler, Hz. Âişe’nin bu günlerde umre yapmanın câiz olmadığına ilişkin sözüne (Beyhaki, IV, 346), ek olarak umreyle uğraşmanın haccı engel olması, hac nedeniyle umreyi muntazam eda etmenin güçlüğü benzer biçimde gerekçelere dayanmışlardır. Çokluk ise hac ibadetiyle meşgul olmayan bireyin hac günlerinde umre yapabileceği ve umrenin devamlı kerâhetsiz câiz kabul edilmiş olduğu görüşündedir. Hac meydana getiren bireyin hac ihramında bulunmuş olduğu müddetçe umre ihramına istediği etmesi sahih değildir. Ramazanda meydana getirilen umre öteki zamanlardakinden efdaldir. Hz. Peygamber, “Ramazanda umre hacca (bir söylentide benimle meydana getirilen hacca) denktir” buyurmuştur (Buhârî, “?Umre”, 4; Müslim, “?ac”, 221-222). Hac aylarında (şevval, zilkade, zilhicce) umre yapmak Câhiliye zamanında fazlaca fena bir davranış sayılırken İslâmiyet bu düşüncesi kaldırmıştır. Resûl-i Ekrem Hudeybiye yolcu, Umretü’l-kazâ ve Huneyn Gazvesi dönüşünde hicretin 6, 7 ve 8. yıllarının zilkade aylarında üç umre yapmış, bir umre de Vedâ haccıyla beraber eda etmiştir (Buhârî, “?Umre”, 3; Müslim, “?ac”, 217; rivayetler ve izah etmesi amacıyla bk. Kandehlevî, ?accetü’l-vedâ? ve cüz?ü ?umrâti’n-nebî). Bununla beraber Hz. Ömer ve kimi zaman âlimler umrenin hac ayları haricinde yalnız bir seyahat ve niyetle eda edilmesini daha faziletli görmüştür (el-Muva??a?, “?ac”, 67; Kandehlevî, VI, 331). Câhiliye zamanında receb ayında umre makbul sayılmışsa da Hz. Peygamber’in bu yönde bir teşvik yada uygulaması olmamıştır. Resûl-i Ekrem’in receb ayında umre yaptığına ve bu ayda meydana getirilen umrenin faziletine ilişkin rivayetlerin hatalı, zayıf yada uydurma oldukları bildirilmektedir. Bununla beraber haram ayların faziletine binaen receb ayında umre vb. ibadetlerin eda edilmesinin daha faziletli bulunduğunu dikkat çeken âlimler de vardır (bk. RECEB). Hanefîler Mekkeliler’in, Mekke’de mukim olanların ve mîkat sınırları arasında oturanların hac aylarında umre yapmasını mekruh görmüştür; şu sebeple ekseriyetle hac meydana getiren Mekke ve civarı sakinleri bu vaziyette özleri amacıyla mekruh sayılan temettu’ haccı yapmış olacaktır; bunu yapanların Hanefîler’e nazaran ceza kurbanı kesmesi gerekir. Çoğunluğa nazaran ise Mekke ve civarında oturanların temettu’ haccı yapması câizdir ve temettu’ kurbanı kesmeleri gerekmez.

Umre açıldı mı? Umre'ye gidişler açıldı mı, yasak var mı? Umre sezonu ne zaman?

Hanefîler’e nazaran umrenin rüknü tavaf, koşulu ihram, öteki üç mezhebe nazaran ise rükünleri ihram, tavaf ve sa’ydır. Şâfiîler ek olarak tıraş olmayı ve rükünler içinde sıraya uymayı da (muvâlât) rükün saymıştır. Hanefîler’e ve Hanbelî mezhebinde bir görüşe nazaran sa’y rükün değil vâciptir. Tavaf ile sa’y içinde tertibi gözetmek ilkin tavaf, sonrasında sa’y yapmak Hanefîler’e nazaran umrenin geçerliliği amacıyla şarttır.

a) İhram Çoğunluğa nazaran umre halletmeye istediği etmekle şahıs ihrama girmiş sayılır. Hanefîler’e nazaran istediği yanında telbiye yada Tanrı’ın yüceltilmesini içeren zikir ya da telbiye yerine geçen kurban sevketme ya da kurbanlık hayvanları belirli tarzda işaretleme de gerekir. Ebû Hanîfe’ye ve Muhammed’e nazaran telbiyenin ihrama girerken yapılması şarttır. Mâlikîler’den İbn Habîb’e nazaran de telbiye koşul olup telbiyesiz yada telbiyeye benzeyen bir zikir yapılmadan ihram sahih kabul edilmez. Çoğunluğa nazaran ise telbiye koşul değildir. Mâlikîler telbiyeyi vâcip, ihrama girerken söylenmesini sünnet, Şâfiî ve Hanbelîler her hâlükârda sünnet görmüşlerdir. İhrama mîkatta girmek ve ihram yasaklarından sakınmak vâciptir (ek olarak bk. İHRAM). Mîkat sınırları dışından gelen kimseler (âfâkî) mîkat mekanlarından yada onların hizasından ihrama girerler. Mîkat sınırları arasında olup Harem bölgesi haricinde yaşayanlar Hanefîler’e nazaran Hil sınırından, Mâlikîler’e nazaran hanesinden ya da mahalle camisinden, Şâfiî ve Hanbelîler’e nazaran köy yada kasabalarının sınırları arasında ihrama girerler. Harem bölgesinde oturan Mekkeliler ve Mekke ya da Harem bölgesinde bi süre olarak ikamet edenler Harem-Hil sınırına giderek oradan ihrama girerler. Mekke ve Harem bölgesinde bulunanların ihrama girmesi mevzusunda Hil bölgesindeki hangi yerin daha faziletli oldukları tartışılmıştır (bk. HİL). Hacdaki ihram yasakları umre ihramı amacıyla de geçerlidir. Adamın dikişli giysi, çorap vb. birşeyler giymesi, başını yada yüzünü örtmesi, ayak bileklerini örten ayakkabı da denilen kundura giymesi, kadının yüzünü örtmesi ve eldiven giymesi yasaktır. Hem adam hem hanım amacıyla geçerli olan yasaklar şunlardır: Koku sürmek, kokulu şey kullanmak, saçtan ya da insan bedeninin rastgele bir yerinden kıl koparmak yada kesmek, tırnak kesmek, avcılık etmek, eşeysel ilişkide ve ona hazırlayıcı hareketlerde mevcut olmamak, eşeysel içerikli konuşmak, tartışmak. Umrenin rükün sayılan menâsiki tamamlanmadan gerçekleştirilen eşeysel ilişki umrenin fesadı ve kazâsı yanında ceza kurbanı da gerektirir. Eşeysel içerikli konuşma ile münakaşa dışındaki yasakların çiğnenmesi halinde yasağın vaziyetine nazaran ceza kurbanı kesmek yada sadaka vermek gerekir. Hacda mekruh olan birşeyler umrede de mekruhtur. Meselâ saçı taramak, vücuttan saç yada kıl koparmak ve süslenmek bunlardandır. İhrama girmeden ilkin yıkanmak, vücuda koku sürmek (giysiye koku sürülmemelidir) ve iki rek’at namaz kılmak sünnettir. Niyetten sonrasında telbiye çoğunluğa nazaran sünnet, Hanefîler’e nazaran farzdır. Umreye istediği ettikten sonrasında Hacerülesved’i selâmlayıp tavafa başlayıncaya kadar çokça telbiye getirmek çoğunluğa nazaran sünnettir. Mâlikîler’e nazaran âfâkî Harem bölgesine ulaşıncaya, Harem sınırından ihrama girenler ise Mekke’nin evlerini görünceye kadar telbiye getirirler.

b) Tavaf

Tavaf umrenin rükünlerindendir. Çoğunluğa nazaran yedi şavt farz iken Hanefîler’e nazaran dört şavt farz, üç şavt vâciptir. Tavafın hicr-i İsmâîl’in dışından sağdan sola doğru yapılması, hadesten ve necâsetten tahâret, avret yerlerinin örtülmesi çoğunluğa nazaran tavafın koşullarından, Hanefîler’e nazaran vâciplerindendir. Mâlikî ve Hanbelîler şavtların ardarda yapılmasını koşul, Hanefî ve Şâfiîler sünnet saymıştır. Kuvveti yetenin yürüyerek tavaf yapması ve tavaftan sonrasında iki rek’at namaz kılması çoğunluğa nazaran vâcip, Şâfiîler’e nazaran sünnettir. Umre tavafının sünnetleri şunlardır: Adamların ilk üç şavtta süratli ve çalımlı adım atması, sağ omuzu tavaf süresince açılmıs bırakması; tavafa Hacerülesved’den azca ilkin adım atmak, Hacerülesved’e yönelip selâm vermek ve mümkün olduğunca onu öpmek, mümkün değilse elleriyle göstermek, Rüknülyemânî’ye selâm vermek ve yakarış etmek. Umrede kudüm tavafı yoktur; kimi zaman âlimler umre tavafının kudüm tavafı yerine de geçeceğini söylemiştir. Umrede vedâ tavafı Hanefîler’e nazaran müstehap, Mâlikîler’e nazaran sünnet, Şâfiî ve Hanbelîler’e nazaran vâciptir; sadece Hanbelîler’e nazaran Mekke ve Harem bölgesi halkına vedâ tavafı vâcip değildir.

c) Sa’y

Umrede sa’y Mâlikî ve Şâfiîler’e, Ahmed b. Hanbel’den gelen bir söylentiye nazaran rükün, Hanefîler’e ve Hanbelî mezhebinde bir görüşe nazaran vâciptir. Hac sa’yinin hükümleri umre sa’yinde de geçerlidir. Sa’yin tavaftan sonrasında yapılması ve sa’ye Safâ tepesinden başlanması şarttır; Merve tepesinden başlandığı takdirde şavt geçersizdir. Hanefîler’e nazaran sa’yin dört şavtının terki ceza kurbanı, üç ve üçten azca şavtın terki sadaka vermeyi gerektirir. Umrede kuvveti yetenin yürüyerek sa’y yapması Hanefî ve Mâlikîler’e nazaran vâcip, Şâfiî ve Hanbelîler’e nazaran sünnettir. Sa’yin şavtlarını ardarda eda etmek çoğunluğa nazaran sünnet, Mâlikîler’e nazaran sa’yin esenlik şartıdır. Sa’ye istediği ve yeşil direkler içinde adamların kısa adımlarla koşması da (hervele) sünnettir.

d) Tıraş Olmak

Şâfiî mezhebinde seçim edilen görüşe nazaran rükün, çoğunluğa nazaran ise vâciptir. Hanefîler’e nazaran saçın minimum dörtte biri kısaltılmalı, Şâfiîler’e nazaran minimum üç kıl kesilmeli, Mâlikî ve Hanbelîler’e nazaran saçın her tarafınca bir oran alınmalıdır. Saçın tamamının tıraş edilmesi daha faziletlidir; sadece temettu’ haccı yapanlar haccın nihayet ihramdan çıkarken de tıraş olabilmek amacıyla saçının bir bölümünü bırakmalıdır. Kadının saçını birazcık kısaltması sünnettir; saçın hepsini kestirmesi yaratılışı bozmak sayılmış ve mekruh görülmüştür. İhram, tavaf, sa’y ve tıraş benzer biçimde hacla umre arasındaki ortak fiillerde sünnetler aynıdır. Umrede nâfile hedy kurbanı kesilebilir. Hz. Peygamber, Hudeybiye seferinde umreye niyetlenmiş ve yanına hedy kurbanı almıştır (Buhârî, “Mu??utanç”, 1; ek olarak bk. HEDY).

Umre yapmak isteyenlerden Harem ve Hil bölgesi dışından gelenler mîkata ulaştığında ihram giymek amacıyla hazırlık yaparlar. Harem bölgesiyle mîkat sınırları içinde kalan Hil bölgesinde oturanlar bulunmuş olduğu mekandan yada Harem sınırından ihrama girerler. Mekke ya da Harem bölgesinde yaşayanlar ise Hil bölgesine çıkarak Harem sınırından ihrama girerler. İhram amacıyla hazırlık yapılırken sünnete olumlu şekilde ilkin gusül abdesti alınır, temizlenilir ve koku sürülür; ihram giysisi giyilir ve iki rek’at ihram namazı kılınır. Zaman namazları da bu namazın yerine geçer. Ondan sonra umreye istediği edilerek, “Allahım, ben umre yapmak isterim, onu bana kolaylaştır, onu benden kabul et, sen işiten ve bilensin!” (Allahümme innî ürîdü’l-umrete feyessirhâ lî ve tekabbelhâ minnî inneke ente’s-semîu’l-alîm) vb. şekillerde yakarış edilir. Peşinden “Lebbeyk, Allahümme lebbeyk. Lebbeyk, lâ şerîke kir lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete kir ve’l-mülk, lâ şerîke lek” denilerek telbiye getirilir. Böylece ihrama girilmiş, umreye başlanmış, dolayısıyla ihram yasakları da başlamış olur. Mekke’ye girip tavafa başlayıncaya kadar telbiye getirmeye devam edilir. Mekke’ye ulaşınca derhal Mescid-i Harâm’a gidilir, Kâbe’ye yaklaşılır ve umrenin rüknü/farzı olan tavafa istediği edilir. Mümkün olduğunca Hacerülesved öpülerek yada uzaktan işaretle selâmlanır ve tekbir getirilir. Hacerülesved’in hizasından tavafa başlanır ve bu andan başlayarak telbiye kesilir. Kâbe’nin çevresinde yedi şavt dönülür, Hacerülesved’in hizasına her gelişte öperek yada dikkat çekerek selâmlama tekrarlanır. Tavaf esnasında çokça yakarış ve zikir yapılmalıdır. Tavaf bittikten sonrasında iki rek’at tavaf namazı kılınır. Peşinden yeniden Hacerülesved’e dönülür, öpülerek yada işaretle selâmlanır ve tekbir getirilir. Bunun arkasından Safâ tepesine çıkılır ve, “Kuşgusuz Safâ ile Merve Tanrı’ın nişanelerindendir. Bu nedenle hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret edip onları tavaf edenler amacıyla bir günah yoktur. Her kim gönlünden koparak bir hayır işlerse kuşgusuz Tanrı onu bilir ve karşılığını verir” meâlindeki âyet (el-Bakara 2/158) okunması mümkün. Safâ tepesine çıktıktan sonrasında Kâbe’ye yönelinir ve bir zaman durarak tehlil ve tekbir getirilip yakarış edilir. Peşinden Safâ’dan inilerek Merve tepesine doğru gidilir. Merve tepesine ulaşınca durup Safâ tepesinde yapıldığı tarzda zikir ve duada bulunulur. Böylece bir şavt tamamlanmış olur. Merve’den yeniden Safâ’ya doğru gidilir, gidiş ve gelişler yedi şavta tamamlanır. Sa’y sırasında çokça yakarış ve zikir yapılır. Son şavt Merve tepesinde tamamlandıktan sonrasında saç tümüyle yada kısmen tıraş edilir ve böyle ihramdan çıkılmış olur. Mekke’den ayrılmak istendiğinde vedâ tavafı yapılır.

Eşeysel ilişkide mevcut olmamak umrenin fâsid olmasına neden olur. Hanefîler’e nazaran tavafın dört şavtı eda edilmeden, Mâlikîler’e nazaran sa’y bitmeden, Şâfiî ve Hanbelîler’e nazaran tıraş olup ihramdan çıkmadan ilkin eşeysel ilişkide mevcut olmamak umreyi geçersiz kılar. Hacda oldukları benzer biçimde umrenin geçersiz olması halinde de umreye devam etmek, sonrasında kazâsını yapmak ve ceza ödemek gerekir. Hanefî ve Hanbelîler’e nazaran bu vaziyette ceza koyun yada keçi, Mâlikî ve Şâfiîler’e nazaran sığır ya da deve kesmektir. Umreyi fâsid kılmayacak seviyede bir birlikteliğin cezası da Hanefîler’e nazaran koyun yada keçi, Mâlikîler’e nazaran sığır ya da devedir. Umrenin rastgele bir rüknünün kasıtlı terkedilmesiyle umre fâsid eğer olmazsa da bu şekilde bir davranış haramdır. Dolayısıyla belirli bir zaman içinde kayıtlı olmaksızın ilk fırsatta o rüknü eda etmek gerekir; rükün yerine getirilmeden şahıs ihramdan çıkamaz ve ihram yasaklarına uymaya devam eder. Sadece zorlayıcı bir engel nedeniyle umrenin bir rüknünün yerine getirilememesi vaziyetinde ihramdan çıkmayı mubah kılan “ihsâr” söz mevzusu olur. Mezheplerin ihsâr nedenleri, ihramdan çıkmanın şekli ve kararıyla değişik görüşleri bulunmaktadır (bk. İHSÂR). Umrenin vâciplerinden birini terketmek umrenin geçersizliğine yol açmaz, ceza kurbanı kesmeyi gerektirir. Sünnetin terki ceza gerektirmese de sevaptan yoksun olmaya neden olur.

Hacda oldukları benzer biçimde başkası yerine (niyâbet yöntemiyle) umre yapmak câiz görülmüştür. Hanefîler’e nazaran bu umre câizdir, Mâlikîler’e nazaran ise mekruh olmakla beraber sahihtir. Şâfiî ve Hanbelîler’e nazaran ölen yada kuvveti yetmeyen şahıs hesabına umre yapmak câizdir; imkânı varken umre yapmadan ölen şahıs hesabına onun terekesinden umre yaptırılır; tarafından vasiyeti olmasa da üçüncü bir şahıs onun hesabına umre yapabilir; kuvveti yetmeyen şahıs hesabına nâfile umre yapılması da câizdir.

Bilgiler.com – Gelişme

Umre, Hac, Gelişme – Longtail, Dini, Gelişme, Bilgiler

Get in Touch

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

BENZER HABERLER

TAKİP EDİN

0BeğenenlerBeğen
3,370TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol

SON HABERLER